24 Mart 2010 Çarşamba

HZ. İSA (AS)’IN HAYATI


Tarihi kaynaklara göre Hz. Meryem, önceki bölümlerde üzerinde durduğumuz tüm karışıklıkların yaşandığı, Roma İmparatorluğu'nun zulmünün devam ettiği ve Yahudilerin Mesih'in gelişini sabırsızlıkla bekledikleri bir zamanda dünyaya gelmiştir. Hz. Meryem, Allah'ın alemler üzerine seçip üstün kılmış olduğu bir soydan, İmran ailesinden gelmektedir (Al-i İmran Suresi, 33).

Giovanni Bellini'nin Frari Kilisesi'nde sergilenen ve başyapıtlardan biri olarak kabul edilen 1481 yılına ait Hz. Meryem'i tasvir eden tablosu.
Allah, İmran ailesini alemlere üstün kıldığı gibi, bu aileye mensup olan Hz. Meryem'i de seçmiş, arındırmış ve onu alemlerin kadınlarına üstün kılmıştır. Kuran'da şöyle bildirilir:

Hani melekler: "Meryem şüphesiz Allah seni seçti, seni arındırdı ve alemlerin kadınlarına üstün kıldı" demişti. "Meryem Rabbine gönülden itaatte bulun, secde et ve rüku edenlerle birlikte rüku et. (Al-i İmran Suresi, 42-43)

İmran ailesi, Allah'a iman eden, her işlerinde O'nun rızasını kazanmaya çalışan ve O'nun koyduğu sınırları titizlikle koruyan, çevrelerinde de bu özellikleriyle tanınan bir ailedir. İmran'ın hanımı, Hz. Meryem'e hamile kaldığını öğrendiği zaman, hemen Allah'a yönelip dua etmiş ve doğuracağı çocuğu Allah'a adamıştı. Doğan kız çocuğuna koyduğu Meryem ismi de onun Allah'a olan gönülden teslimiyetinin bir işaretidir. Meryem "abide" yani "Allah'a sürekli ibadet eden kimse" anlamına gelen bir kelimedir. Bu konu Kuran'da şöyle haber verilir:

Hani İmran'ın karısı: "Rabbim karnımda olanı 'her türlü bağımlılıktan özgürlüğe kavuşturulmuş olarak' Sana adadım benden kabul et. Şüphesiz işiten bilen Sen'sin Sen" demişti. Fakat onu doğurduğunda -Allah onun ne doğurduğunu daha iyi bilirken- dedi ki: "Rabbim doğrusu bir kız (çocuğu) doğurdum. Erkek ise kız gibi değildir. Ona Meryem adını koydum. Ben onu ve soyunu o taşa tutulmuş (kovulmuş) şeytandan Sana sığındırırım. (Al-i İmran Suresi, 35-36)

Allah, Hz. Meryem'in annesinin onu "her türlü bağımlılıktan özgürlüğe kavuşturulmuş olarak Allah'a adadığını" bildirmektedir. Bu ifadenin Arapçasında geçen "muharreren" kelimesi, "sadece ahiret işleriyle uğraşan, dünya ile ilgisi bulunmayan, Allah'a sürekli ibadet eden, Allah'ın mabedinin hizmetinde olan, ihlaslı bir şekilde ibadet eden, ibadetinde dünya amacı bulunmayan kişi" anlamlarına gelmektedir. Gerçek anlamda özgürlük, insanın yalnızca Allah'a kulluk edip O'na teslim olması, varlıklara ya da birtakım değerlere kulluk etmekten tamamen kurtulmasıyla elde edilebilir. İşte İmran'ın hanımı da, Hz. Meryem'in yalnızca Allah'a kulluk eden, insanların rızasından tümüyle uzaklaşmış bir insan olmasını Allah'tan dilemiştir.


Galile Denizi'nden bir görüntü

Hz. Meryem dünyaya geldiğinde, İmran'ın hanımı hem Hz. Meryem'i, hem de ondan türeyecek olan soyu şeytanın şerrinden koruması için Allah'a dua etmiştir. Allah, İmran'ın hanımının bu samimi yönelişini kabul etmiş ve duasına karşılık olarak, doğurduğu çocuğa üstün bir ahlak vermiştir. Kuran'da, Hz. Meryem'in, Allah'ın koruması altında ne kadar özenle ve titizlikle yetiştirildiğine "Bunun üzerine Rabbi onu güzel bir kabulle kabul etti ve onu güzel bir bitki gibi yetiştirdi. Zekeriya'yı ondan sorumlu kıldı..." (Al-i İmran Suresi, 37)ayetiyle özel olarak dikkat çekilmiştir.


Ey Kitap Ehli, dininiz konusunda taşkınlık etmeyin, Allah'a karşı gerçek olandan başkasını söylemeyi Meryem oğlu Mesih İsa, ancak Allah'ın elçisi ve kelimesidir. Onu ('OL' kelimesini) Meryem'e yöneltmiştir ve O'ndan bir ruhtur. Öyleyse Allah'a ve elçisine inanınız; "üçtür" demeyiniz. (Bundan) kaçının, sizin için hayırlıdır. Allah, ancak bir tek İlah'tır. O, çocuk sahibi olmaktan yücedir. Göklerde ve yerde her ne varsa O'nundur. Vekil olarak Allah yeter. (Nisa Suresi, 171)
Hz. Zekeriya Allah'ın, salih bir kul olduğunu, hidayete eriştirdiğini, alemlere üstün kıldığını ve dosdoğru yola yöneltip ilettiğini bildirdiği peygamberlerdendir. Allah Kuran'da bu kutlu insandan övgüyle bahsetmiş, güzel ahlakına dikkat çekmiştir. (Enam Suresi, 85-87) Hz. Meryem'in sorumluluğunu üstlenen Hz. Zekeriya (as), onun hayatındaki mucizevi olaylara bizzat tanık olmuş, Allah'ın Hz. Meryem'i özel olarak seçmiş olduğunu anlamıştır. Örneğin, yalnız başına sürekli ibadet eden Hz. Meryem'in yanına giden Hz. Zekeriya (as), onun yiyeceğini her zaman yanında hazır olarak bulmuştur. Bu konu Kuran'da şu şekilde haber verilmiştir:

... Zekeriya her ne zaman mihraba girdiyse yanında bir yiyecek buldu: "Meryem bu sana nereden geldi?" deyince "Bu, Allah Katındandır. Şüphesiz Allah dilediğine hesapsız rızık verendir" dedi. (Al-i İmran Suresi, 37)

Hz. Meryem, yaşadığı toplumda, hem ailesinin hem de kendisinin Allah'a olan bağlılığı ve samimiyetiyle tanınan bir kişi olmuştur. Kuran'da açıkça belirtilen özelliği ise iffetidir. Bu konu Tahrim Suresi'nde şu şekilde geçmektedir:

İmran'ın kızı Meryem'i de (Allah örnek verdi). Ki o kendi iffetini korumuştu. Böylece Biz ona ruhumuzdan üfledik. O da Rabbinin kelimelerini ve kitaplarını tasdik etti. O (Rabbine) gönülden bağlı olanlardandı. (Tahrim Suresi, 12)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder