24 Mart 2010 Çarşamba

Hz. Meryem'in Cebrail ile görüşmesi


Allah, Hz. Meryem'in hayatının çeşitli dönemlerinde pek çok mucizevi olay yaratmıştır. Bunlardan biri de Cebrail ile görüşmesidir. Hz. Meryem hayatının belirli bir döneminden sonra yaşadığı toplumdan ve ailesinden uzaklaşarak, doğu tarafında bir yere çekilmiştir. Burada Cebrail Hz. Meryem'e "düzgün bir insan" şeklinde görünmüştür. Bu mucizevi olay Kuran'da şu şekilde haber verilir:

Kitap'ta Meryem'i de zikret. Hani o ailesinden kopup doğu tarafında bir yere çekilmişti. Sonra onlardan yana (kendini gizleyen) bir perde çekmişti. Böylece ona ruhumuz (Cibril'i) göndermiştik o da düzgün bir beşer kılığında görünmüştü. Demişti ki: "Gerçekten ben senden Rahman (olan Allah)a sığınırım. Eğer takva sahibiysen (bana yaklaşma)." (Meryem Suresi, 16-18)


Van de Velde'nin (1851-1852) Nazareth asıra) isimli suluboya tablosu. Victoria and Albert Müzesi, Londra.
Onların ardından yanlarındaki Tevrat'ı doğrulayıcı olarak Meryem oğlu İsa'yı gönderdik ve ona içinde hidayet ve nur bulunan önündeki Tevrat'ı doğrulayan ve muttakiler için yol gösterici ve öğüt olan İncil'i verdik.
(Maide Suresi, 46)
Hz. Meryem karşısındaki kişinin Cebrail olduğunu ilk başta bilmemektedir. Bu nedenle de yabancı bir kişiyle karşılaştığını düşündüğü için hemen Allah'a sığınmış ve kendisinin Allah'tan korkan, iman eden bir mümin olduğunu belirtmiştir. Bu sözleri Hz. Meryem'in Allah korkusunu, iffetine olan düşkünlüğünü ve takva sahibi bir kul olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Bunun üzerine Cebrail kendisini tanıtmış, Allah'ın görevlendirdiği bir elçi olduğunu ve ona Allah'tan bir müjde ile geldiğini bildirmiştir:

Demişti ki: "Ben, yalnızca Rabbinden (gelen) bir elçiyim; sana tertemiz bir erkek çocuk armağan etmek için (buradayım)." (Meryem Suresi, 19)

Hani melekler, dediler ki: "Meryem, doğrusu Allah Kendi'nden bir kelimeyi sana müjdelemektedir. Onun adı Meryem oğlu İsa Mesih'tir. O, dünyada ve ahirette 'seçkin, onurlu, saygındır' ve (Allah'a) yakın kılınanlardandır... (Al-i İmran Suresi, 45)

Bu önemli müjdeyi alan Hz. Meryem, kendisine hiçbir insan dokunmadığı halde nasıl bir çocuğu olabileceğini anlamak için Cebrail'e şu soruyu sormuştur:

O: "Benim nasıl bir erkek çocuğum olabilir? Bana hiçbir beşer dokunmamışken ve ben azgın utanmaz (bir kadın) değilken" dedi. "İşte böyle" dedi. "Rabbin dedi ki: -Bu Benim için kolaydır. Onu insanlara bir ayet ve Bizden bir rahmet kılmak için (bu çocuk olacaktır)." Ve iş de olup bitmişti. Böylelikle ona gebe kaldı sonra onunla ıssız bir yere çekildi. (Meryem Suresi, 20-22)

Rabbim bana bir beşer dokunmamışken nasıl bir çocuğum olabilir?" dedi. (Fakat) "Allah neyi dilerse yaratır. Bir işin olmasına karar verirse yalnızca ona "Ol" der, o da hemen oluverir. (Al-i İmran Suresi, 47)

Cebrail ise onun bu sorusu karşısında Allah'ın gücünün herşeye yeteceğini, bir işe sadece "Ol" demesiyle onun hemen oluvereceğini söylemiştir. Böylece Hz. Meryem, kendisine hiçbir insan eli değmeden, Allah'ın dilemesiyle Hz. İsa (as)'a hamile kalmıştır. Onun hamileliği dünyadaki tüm sebeplerden bağımsız olarak, mucizevi bir şekilde gerçekleşmiştir. Rabbimiz'in bildirdiği gibi, Cebrail'in müjdesinin ardından Hz. Meryem, ıssız bir bölgeye çekilmiştir. Allah bu dönemde de Hz. Meryem'i her yönden desteklemiş, bir insanın hamilelik dönemi boyunca psikolojik ve fiziksel açıdan ihtiyacı olabilecek her türlü destek ve imkanı onun için yaratmıştır. Onu ıssız bir bölgeye yerleştirerek, bu durumu kavrayamayacak insanların maddi ve manevi açıdan verebilecekleri her türlü rahatsızlığı da önlemiştir.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder